» OYUNCAK EŞEK BULDUM. ARTIK EŞEĞE GEREK KALMADI..

Baba, kızı ve küçük oğluyla pikniğe çıkarlar. Üçü de yorulmuşlardır. Küçük oğul babasına yorulduğunu ve artık kucakta taşınmak istediğini söyler ama yorgun baba bunu kabul etmek istemez. Çocuk ağlamaya başlar. Baba az zaman ister oğlundan ve yakındaki ağaçtan bir dal keser. Çakısın çıkarır dalın etrafını düzeltir.
Sonra da çocuğa der ki: “-Oğlum bu gördüğün bir eşektir. Bunun üstüne binersen seni bir eşek taşıdığından artık yorulmazsın.” Çocuk teklifi kabul eder ve çubuk üzerinde öyle heyecanlı gider ki; annesinin yanına babasından önce varır.
Hiç unutmuyoruz ki; mucit ruhlar ve vasıflı liderler çevrelerini mutlu ve başarılı etmenin bir yolunu mutlaka bulurlar.
O çocuğu kucağına alıp götüren baba her işi kendi yapmaya kalkan yönetici gibi olurdu ve çok yorulurdu değil mi?
O çocuğu ablasına taşıtmaya kalkan baba ise işi birilerine yükleyen ve yorulmadan geçinen bir yönetici gibi olmaz mıydı?
Peki o ağaçtan kestiği dal ile çocuğa iki tane vursa, o çocuk ağlaya ağlaya veya korka korka annesinin yanına varmaz mıydı? Bu tip baba da despot bir yönetici olmaz mıydı?
Lider yapılması gereken işi en kısa yoldan, en ucuza, şartlara en uygun şekilde ve kimseyi kırmadan dökmeden yapabilendir. Lider, oyuncak eşeği her zaman bulur. Yönetici ise aradığı gerçek eşeği bulamadığı zaman onun eksikliğini kendisi doldurmaya çalışır.
Aşağıdaki tabloda yönetici ile lider arasındaki bazı farkları inceleyelim. Dikkat kesilelim. Belki biraz hayret edelim. Ve tabloda anlatılan kişilerden çevremizde arayalım bulalım.

YÖNETİCİNİN ÖZELLİKLERİ

LİDERİN ÖZELLİKLERİ

Durumu idare eder. Üstleri üzmekten çok korkar

Durmadan yenilik yapar. Proje üretir. Üstlerinin kendisini beğenip beğenmemesiyle hiç ilgilenmez.

Sistemler ve kurallar üzerinde çalışır. Emreder. Emri yerine gelmezse yetkisini son noktasına kadar kullanır.

İnsan üzerinde çalışır ve emrindekileri mutlu etmenin bir yolunu mutlaka bulur. Başarının tamamını emrindekilere başarısızlığı kendisine taksim eder. Ve kendisi de mutlu olur.

Kontrol ve denetimi hiç ihmal etmez. Yakaladığı eksikliği anında hukuksal ve sosyolojik cezalarla düzeltmeye kalkar.

Güven ilham eder. Hissettirmeden denetler. Çaktırmadan uyarır. Kitabında ceza yazmaz.

“Kâr-zarar” veya “istatistik” odaklıdır. Patronu mutlu etmek için ya kârını şişirir ya da istatistiklere yalan konuşturarak reklâmını yapar. Ödül ve cezayı çok sever.

Gözü daima ufukları tarar. Emrindekilerin ve etkilenenlerin mutluluğundan başkası onu hiç ilgilendirmez. Ödül ve cezayla hiç ilgilenmez.

Statükoyu ve bürokrasiyi tüm ayrıntılarıyla uygular. Durmadan kayıt tutar.

Statükoya ve bürokrasiye meydan okur. Bu haliyle işine ne kadar devam edebileceğinin hesabını hiç yapmaz

Klasik “iyi bir askerdir”

Başına buyruk kişidir.

Her şeyi en iyi yaptığını ve en iyisini kendisinin bildiğini zannedecek kadar saftır. Bunun için danışmayı hiç sevmez. Danışsa da itibar etmez

“akıl akıldan üstündür” felsefesinden hareket eder ve danışmayı hiç ihmal etmez. Tüm kararlarını ortaklaşa alır.

İŞLERİ DOĞRU YAPAR

DOĞRU İŞLERİ YAPAR

Ne insanlar geçti gözünüzün önünden değil mi?


Okunma Sayısı : 480