» KUCAĞIMDA ÖKÜZ VAR

“Bir köylü kadın, bir danayı doğar doğmaz kucağına almış; sonra bunu adet edinmiş. Sonunda bunu o kadar alışmış ki dana büyüyüp koskoca öküz olduğu zaman, onu yine kucağında taşıyabilmiş. Bu öyküyü kim uydurduysa alışkanlığın gücünü çok iyi anlamış. Gerçekten alışkanlık yaman bir hocadır ve şakası da yoktur. Yavaş yavaş içimize ilk adımını atar. Başlangıçta kuzu gibi sevimlidir ama zamanla yerleşip kökleşti mi öyle bir yüz takınır ki, gözlerimizi bile kaldırmaya izin vermez.
Bence en büyük kötülükler, küçükken belirmeye başlar ve asıl eğitimimiz bizi emzirip büyütenlerin elindedir. Çocuk bir tavuğun boynunu sıkar; kediyi, köpeği yara bere içinde bırakır; anası da ona bakıp eğlenir. Kimi baba da, oğlunun savunmasız bir köylüyü öldüresiye dövdüğünü gördüğünde, bunu yiğitlik belirtisi sayar. Oysa bunlar zalimliğin kökleridir.
Kötülükleri yaşın küçüklüğüne, işin önemsizliğine bakarak hoş görmek tehlikeli bir eğitim yoludur. Hırsızlığın çirkinliği, çalınan şeye göre değişmez ki! Ha altın çalmışsın ha iğne. ‘İğne çaldı ama altın çalmak aklına bile gelmez.’ Diyenlere benim diyeceğim şudur: ‘İğneyi çaldıktan sonda neden altını da çalmasın’”

Bu metni MONTAIGNE’nin Denemeler isimli eserinden aldım. Aslını ararsanız bunları bir Avrupalıdan almaya ne gerek var bizim kültürümüzde bunların aynıları, hatta daha da can alıcıları var diyebilirsiniz. Ama Avrupa’dan alınca daha etkili olurmuş. Dolayısıyla köşemizin birilerinin iddiasıyla kapanma tehlikesi de olmazmış. Ben de onun için uzaklardan derledim.
Milleti millet yapan annelerdir. Köle yapan da onlardır. Bir milletin köle olmasını sağlayan yetkiler de önce anneleri eğitimden uzak tutarlar. Sonrasının zaten geleceğini bilirler de ondan. Sonra okul öncesi eğitim, ilköğretim, ortaöğretim ve yüksek öğretim diye gider.
Anneler işin ciddiyetinden uzaksa, okulöncesi eğitim önemsizleşmişse yanar o millet. O zaman o memleketin büyük adamları profesörler olur. Temel eğitimini alamamış nesli eğiteceklerini zannederek yabancı kelimelerle uçar da uçarlar. Büyük adam oldukları için iyi konuştukları zannedilir. Ama ne konuştukları sorulunca ne dediğini anlamadıkları ortaya çıkar. Bizde de “orta mektep muallimleri hakkında kanun”la başarısız öğretmenler ilk mektep muallimliğine indirilir. Aslında çıkıldığının farkında bile değillerdir. Çünkü dinleyen küçüldükçe anlatan daha bilgiç olmalıdır. “Nasılsa oyalarsın gider” mantığıyla bu kadar oluyor azizim.
Bir milletin süper millet olabilmesi için;

1. Anne eğitimi unutulmamalıdır.
2. Okulöncesi eğitim profesyonellere emanet edilmeli ve zorunlu olmalıdır.
3. Temel eğitim şansa bırakılmamalıdır.

Sonrası zaten kendiliğinden gelecektir.

En büyük insan anneler, sonra öğretmenlerdir. Anneler mutfakta unutulmuşsa, öğretmenler de lojistik destekli ağaların emrine amade edilmişse ölüm yakındır.
“Haklısın” demek yetiyorsa ve hak veriyorsanız “haklısın” deyiverin gitsin.
Ama unutulmasın ki; Böyle ölümler, geminin batması şeklindedir ve okyanusun ortasında gemideyiz. Tabii gidecek yeri olanlar hariç.
Benim Anadolu insanından başka insanım ve Anadolu’dan başka da vatanım yok. Yırtınmam ondan.


Okunma Sayısı : 252