» HAKLI OLSAM NE OLUR
İnsan doğası gereği zevk aldığı ve sonuç alabildiği işleri yapar. Zevksizleşen ve kazanamadığı mücadeleyi ise terk eder. Bu terk etme bazen kaçmadır, bazen da karşı tarafı yok etmedir.
Uzakdoğulu ve Rus turistleri yıllardır merakla ve ilgiyle izlerim. Bireyler parkta otururken okumaktadırlar. Otobüs beklerken okumaktalar. Hatta bavul turizmi için gelenler bile satış yaparken okumaktalar.
Bir gün Gürcü yaşlı bir bayanın pazarda çeyiz eşyaları sattığını ve bir taraftan da kitap okuduğunu görünce yanına yanaştım ve muhabbet açmaya çalıştım. Oturmakta olduğu pazarcı kasasının kenarına beni oturtup benden daha şevkli olarak sözü o araladı. Tanıştığımızda kendisinin emekli bir öğretmen olduğunu öğrendim. Okuduğu kitabın konusunu sordum; aşk romanıymış. Yaşını sordum 65 imiş. ‘Bu yaşta bu roman bizde biraz isabetsiz kaçar’ sözüme içerlendi. “Zaten siz Türkler aşk deyince cinselliği anlarsınız. Bizde aşka ölene kadar devam eder ve kesinlikle cinsellik içermez. Okuduğum kitapta bir çiftçinin bahçesindeki dikenlere aşkını anlatır.” demez mi! Aslını ararsanız yumruk yemiş gibi oldum ama hissettirmemeye çalıştım. “bu yaşıma geldim. Kitap okumadan yattığım günü hatırlamam.” deyince akılma (bizim kuşak pek tanımaz onu ama) İbn-i Rüşd geldi. “hayatımda iki gece kitap okuyamadım. Bunlardan birincisi evlendiğim gecedir. İkincisi de babamın vefat ettiği gecedir.”demişti
İbn-i Rüşd.
Bir gün iki öğretmen sohbet ediyor. Edebiyat öğretmeni kimya öğretmenine kitap okumanın faydalarını anlatmaya çalışıyor. Kimya öğretmeni de; “Dostum ben hayatımda bir tane roman okudum. O da Çalıkuşu romanıdır. Onu da edebiyat öğretmeni ödev vermişti lisedeyken. Okumadığımın hiç zararını da görmedim.”demez mi. Zarar derken ne demek istediğini ben anlamadım.
Tek kişilik beyin fırtınası yaparken bu hadiseleri hafızamdan çözümlemeyi denedim.
1. Biz aslında okur-yazar değiliz. “NLP uzmanları” ve “anlayarak hızlı okuma” üstatları takılarak ve aynı kelimeyi iki kere okumak zorunda kalanlar aslında okuma bilmediklerini bilmezler. Bunun için de okumaktan kaçarlar.
2. Öğrencilerimizin de başarısız olmalarının sebeplerinden biri de budur. İkinci sebep de ders çalışmasını bilmedikleri için başarısız olurlar.
Öyleyse bunun bir çözüm yolu bulunmalı değimli? Dinlemek isteyenler için çözüm yolu da şudur:
1. Okullarda anlayarak hızlı okuma teknikleri dersi zorunlu ders olarak okutulmalı ve ciddi anlamda uzmanlaşmış rehberler bu dersi vermelidir. Bir öğrencinin dakikada okuduğu kelime sayısı 300’ü aşmalıdır.
2. Uzmanlar desteğiyle ders çalışma teknikleri eğitimi tüm okullarda verilmelidir. Bu eğitimi hem öğrenci hem de anne-baba almalıdır. Evde nasıl ve hangi ortamlarda ders çalışılacağını ailenin bütün bireyleri bilmeli, kabullenmeli ve bunu her ev uygulamalıdır.
Okuması zayıf, ders çalışmasını bilemeyen, ders çalışma ortamını bulamayan ama zeki bir öğrenci hiçbir teknikle kontrol altına alınamayacağını bütün ilgili uzmanlar ilan etmektedirler. Başarısız bir okulun sorunu zeka değil teknik hatadır. Hele başarısız bir ilçenin sorunu kesinlikle teknik ve yönetimsel hatadır.
Gelin önyargılarımızı bir kenara bırakarak “NERDE YANLIŞ YAPTIK” konusunu bir masaya yatıralım mı?
Beni duyan var mı beyler?
Aloooo.
Siz, gene de “haklısınız” deyip işinize bakın. Ben de ruhumu tatmin etmeye devam edeyim.. Hayırlı işler…
Okunma Sayısı : 239