» DÜŞMANIMI SEVEYİM
Düşman, insanın olmazsa olmaz parçalarından biridir. Oysa diğer canlıların tamamı düşmanlarını eksiltmekten zevk alırlar. Her canlı düşmanlarının eksikliği ile hayat bulurken, insanoğlu düşmanlarının sayesinde güçlenir ve yaşayacak takati elde eder.
Bu nedenle fareyi gören kedi saldırır. Bunun için kurt kuzuya kovalar. Aynı zamanda hayvanlarda bu durum bir beslenme gerekçesidir de. Biz ise besleneceğimiz besinlerimizi ya kendimiz üretiriz veya tabiattan hazır olarak bize ikram edilir. Dolayısıyla yaşamak için birilerini öldürmek gerekmez. Beslenmek için de çok büyük çaba sarf etme ihtiyacı duymayız. Et ihtiyacımızı beslediğimiz hayvanlardan karşıladığımız için arama ihtiyacı duymayız. Ot ihtiyacımızı da ya kendimiz dikerek veya dikmeden doğadan karşılarız.
Bütün bunların yanında ihtiyacını karşılayamayan insanlara da diğer insanlar veya devletler yardım ederek hayatlarını devam etmeleri sağlanır. Bu özelliği diğer canlılar sadece yavrularına karşı göstermektedir. Hemcinslerini yiyerek beslenmeyen az hayvan vardır doğada. Başka hayvanı yiyerek beslenmeyen de azdır. İnsanoğlu ise insan etiyle değil hayvan etiyle beslenir. Veya otlarla beslenme ihtiyacını giderir.
İnsanlar arası kavganın özünde de aslında insan özelliğini yitirmek ve diğer canlılara benzemek yatmaktadır. Oysa dünyanın tamamı insanların tamamına fazla fazla yeteceğini herkes bilir. Ancak dünyaya hâkim olma hastalığı yüzünden kavgalar tekrar edilir durur.
Hayvanlar kendilerine düşman aramaz. Düşman saldırısına uğradıkları zaman savunmaya geçerler. Veya açlık ihtiyacı yüzünden saldırırlar. Oysa insanoğlu düşmanını kendisi arar bulur ve kavgayı kendisi başlatır. Hem insana karşı hem de hayvanlara karşı aynı hatayı tekrarlar
Orijinal insan öldürmeyi düşünmez. Dövmeyi de ezmeyi de aklının ucundan bile geçirmez. Ama kendini korumak için sürekli hazırlık yapar ve mağlup olmayı da hiç istemez. İnsan işte bunun için çalışır. Hele kendinden güçsüzlere karşı da şiddet kullanmaz. Aksine onları kollar da. Bunun için alım balım diye sevdiği kuzusunu acıkınca pişirir ve yer. Ama kuzu ile kavga ettiği vaki değildir. Tehlikeli insanlara veya canlılara karşı da sürekli tetikte olan insanoğlu alt kalmayı hiç sevmez. Bunun için hep zengin ve güçlü olmasının savaşını verir.
Ancak insanın en büyük düşmanı ise yine insandır. Doğadaki hiçbir canlı insan kadar şefkatli olamaz. Hiçbir canlı da insan kadar vahşi olamaz. Bunun örnekleri tarih sayfalarında binlerce vardır. Diri diri yakan mı ararsın, kesen mi ararsın, zehirleyen mi ararsın. Ne ararsan vardır. Çünkü doğanın en sempatik canlısı insan olduğu gibi insan özelliğini yitiren insanlar da doğanın en vahşi canlısı haline gelebilmektedir.
Bütün bu nedenlerle insan nefsini ve neslini korumak için çok çalışmalı ve hemcinslerine yem olmaktan kendini korumalıdır. Gerek düşünce bazında gerek ideoloji bazında veya ekonomik alanda.. Nerde olursa orda erdemli insan hep çalışılmalı ve kesinlikle altta kalmamalıdır. Düşmanın bildiğinden fazlasını bilmeli, düşmanın emrinden uzak durmalı, ne pahasına olursa olsun düşmana el açma zilletine kesinlikle düşmemelidir.
Ne olursa olsun düşman sayesinde çalışmak aklımıza geldiği unutulmamalıdır. Dolayısıyla düşmanın kıymeti de iyi bilinmelidir.
Bunun için şair;
“Ey düşmanım, sen benim ifadem ve hızımsın.
Gündüz geceye muhtaç, bana da sen lazımsın.”
deme ihtiyacı duymuştur.
Çok çalışmalısın dostum. Düşmanının kıymetini bilmelisin. Dostunu dost olarak yaşatmalısın. Ama düşmanının bildiklerinden az bildiğin zaman yem olacağını da unutmamalısın.
Dostu düşmanı da ayırt edemeyecekler, diğer canlılardan farkının kalmadığını da isterse aklından çıkarmasın. Ne dersiniz?
Okunma Sayısı : 258