» DEVRİM İSYAN ETMESİN

İğneli sorularıyla hafızamda kalmış eski bir öğrencim yakaladı beni. Şu çıkarılması muhtemel başörtüsü kanunu ile ilgili tartışmanın sırrını sordu. Politikayı sevmediğimi söyleyip başka havadisleri sormaya kalktıysam da Devrim’i ikna edemedim. “hani demokrasi kurallar ve görevler rejimidir. Her kurum kanunların verdiği görevi yapınca takır takır ebediyete kadar işler dememiş miydin?” diye takılarak muhabbete girmesin mi?
“hocam sen bana şu kurumların kurallarını ve görevlerini bir anlat da politikasını bana bırak.” diyerek beni tahrik etmesi işe yaradı onun adına. Devrimcim bu kurumların görevlerini akşam sana internetten atsam olur mu? dedim ve anlaşma sağlandı.
İlgili kanunları yatırdım masaya ve sadece kurumların asli görevlerini bir daha derleyip, uzun uzun düşündüm. Akşam Devrim’le yazışacağım ya. Hazırlıksız yakalanmamak için. Şimdi sizlerle bu yazışmayı paylaşacağım.

DEVRİM:
Hocam iyi geceler. Diyorum sırayla şu kurumların görevlerini bir yazıversen.
M.MARAP:
İyi geceler Devrim. Ben kısaca özetleyeyim sana.
TBMM’NİN GÖREVİ: Anayasanın 87. maddesine göre; Anayasa yapmak. Kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmaktır.
ANAYASA MAHKEMESİNİN GÖREVLERİ: TBMM’nin hazırladığı kanunların anayasaya uygunluğunu denetler ve uygun bulmadığı durumlarda çıkarılan kanunları iptal eder. Ancak anayasa değişikliklerini içeren TBMM kararlarını inceleyip onaylayıp veya reddedemez. Anayasa değişikliklerini sadece usul yönünden inceler.
DANIŞTAY’IN GÖREVİ: Danıştay kanununun 23. maddesine göre; idari ve vergi mahkemelerinin verdiği kararları inceler ve “onar veya reddeder.” Başbakanlık veya bakanlar kurulunun kanun teklifini inceler ve görüşünü bildirir. Cumhurbaşkanı veya başbakanın gönderdiği işlerle ilgili görüşlerini bildirir. TC kanunlarını verdiği görevleri yerine getirir.
YARGITAYIN GÖREVLERİ: Yargıtay kanununun 13. maddesine göre; Adliye mahkemelerinin verdiği kararları inceler onar veya reddeder. Kanunlarda gösterilen diğer davalara ilk ve son derece mahkemesi olarak bakar. Kanunların verdiği diğer işleri yapar.
DEVRİM:
E hocam bu duruma göre bir ihtilaflı durum göremiyorum ben. Kanunları meclis yapıyorsa ve bu kanunları kimin nasıl değerlendireceği açıkça belliyse, bu büyük adamlar birbirlerine niye meydan okurlar. Bu kurumların tamamının görevlerini TBMM belirliyorsa o zaman neyi paylaşamıyorlar ki?
M.MARAP:
Demiştim Devrim yorum yapmayacağım.
DEVRİM:
Tamam, hocam yorum yapma. Ama bir şey söyleyeceğim izninle. Bu anlattıkların kanun veya anayasa maddeleri ise bunu o büyük adamlar benim okuyup anlayabildiğim kadar anlayabilirler. Bu durumda da komik duruma düşmemek için böyle meydanlarda bağırmazlar. Bunların bağırmalarının mutlaka bir dayanağı olmalı değil mi? Yoksa bilmediğimiz veya senin de söylemediğin bir şeyler mi var? Hani demez miydin sınıfta yüksek sesinle; “ Çocuklar, Atatürk öğretmenlere seslenirken ‘Cumhuriyet sizden fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür nesiller ister’ diyerek demokrasiyi tanımlamaktadır.” diye. O zaman bizden saklananlar mı var? Hür olmama durumu hissediyorum ben.
M.MARAP:
İyi geceler Devrim!
DEVRİM:
İyi geceler hocam ama kafamı tamamen karıştırdın. Hani hatırlar mısın takvim çeşitlerini anlatıyordun bize bir gün. “Miladi takvimin başlangıcı Hz. İsa’nın doğumuyla başlar. Hicri takvim ise Hz. Muhammet’in Mekke’den Medine’ye göç ettiği zamanla başlar.” demiştin.
M.MARAP:
Evet hatırlıyorum.
DEVRİM:
Hani uzun uzun haçlı seferlerini de yeni anlatmıştın. “Hıristiyanların bu seferleri bitmedi ve de bitmeyecek. Hazırlıksız yakalanmayın.” demiştin. Ben de size “- hocam o zaman niye onların takvimini kullanıyoruz” demiştim. Beni ikna etmek için bayağı ter dökmüştün.
M.MARAP:
Seni takdir ediyorum Devrim. Görüşürüz.
DEVRİM:
Takdir bizden hocam hürmetlerimle. Görüşürüz.

Yeni şeyler öğrendiğim zaman Devrim’e de sizlere de ışık tutmaya çalışacağım! Önceki yazılarımda demiştim ya benim için güzel olan şeyler birilerininkinden farklı diye. İdare ediverirseniz memnuniyet duyarız. Eleştirilerinizi aşağıya not ederseniz daha da mutlu oluruz.
28 Ocak 2008


Okunma Sayısı : 375