» AYAĞINI ÖPEYİM HOCAM

Milletin aynasında kendine baktığını zanneder, ancak seni görmektedir. Davranışlar talih değildir aslında. Her şeye şekil veren sensin. Herkesin her şeyi eleştirme hakkı olabilir ama, sen kimseyi eleştirdiğini haykıramazsan. Çünkü, sen imalatçısın. Kendini eleştirmek, daha iyi şeyler yapmanın savaşçılığıdır. Bu davranışını milletinle paylaşmayacağını bilirsin.
Seni, bilmediğin sebeplerle sevmeyenler alacak. Sen onları da seveceksin. Herkes gibi senin de ideolojilerin olacak ama içine gömeceksin. Milletin ideoloji adına senden devletinin bütünlüğünü korumayı ve ne pahasına olursa olsun milletini sevmeyi öğrenecek. Birisi çıkıp “bu millet aptaldır” diyecek. Senin deme hakkın yok. Unutma ki onun öğretmeni bunun suçlusudur. Birileri bir gün “bu millet bidon kafalıdır” diyebilir. Ama sen bilirsin ki; her özellikteki insan mutlaka eğitilebilir. Eğitmeden eleştirmek senin şanına yakışmaz. Öğretmediğin kimseyi hayattan silemezsin.
Sen bir hatıra değilsin. Bir türkü de değilsin. Elinin öpülmesi seni hiç ilgilendirmez zaten. Sevilmek gibi sevdan, kovulmak gibi korkun olmaz senin. Terlersin. Yorulursun. Bir vatansevmez senin bir iş yapmadığını söyleyebilir sana. Ama sen onu da seversin. Çünkü onun da eğitime ihtiyacı var ve senin esas işin bu.
Cici laf etmek seni tatmin etmez. Bunu herkes bilmektedir. Ancak bunu herkes yapmaktadır. Senin aslında her şeye layık olduğunu bağıra bağıra söylerler ama. Sana mutlu bir ortamı bile çok görebilirler. Onlara da gücenmezsin. Bilirsin ki öğretmeni onu öyle eğitti.
Derdin büyük yiğidim.
Gün gelecek öğrencini eğiteceksin. Zaman olacak öğrencinin yakınlarını eğiteceksin. Kahredicidir ama bir gün büyüklerini eğitmek de sana düşebilecektir. Marketteki tezgâhtarı eğitmek senin işin, laboratuardaki bilim ehlini eğitmek sana emanet. Senin işin her şeyi öğretmek değildir aslında. Sen öğrenmeyi öğretensin. Yani öğrenme adabını ve öğrenme kaynağını bilensin. O kültürü özümsettirirsin dinleyenine de o istediği istikamete kendi tercihiyle gider.
Bütün bunları yaparken engellerin bol olacak. Ayarını bozmaya kalkanların çok olacak. Seni ikinci sınıf olarak görenler bulunacak. Seni hafife alanlar olacak. Üçbeş şirin cümle ile seni umutlandırarak mutlu edebileceğini sanan siyasetçilerin bulunacak. Kızmayacaksın. Küsmeyeceksin. Bileceksin ki onları da senin gibi öğretmenler eğitti. Bir meslektaşının hatasını üründen sormaya kalkmayacaksın.
Sevilmesen de seveceksin işte azizim. Dövene elin kalkmayacak. Sövene dilin dönmeyecek. Seni hafif bilenlere okkanı sen bildireceksin.
Ne de ağır bir iş seçmişsin be dostum.
Bütün bunun üstüne seni eğitmek için çabalayanlar çıkacak. Her zaman seni takip ettiğini zanneden büyüklerin olacak. Onları ikna tekniklerin sende kalsın. Kimseye deme. Onlara iyi bak gücendirme. Onlarında işi bu, eleştirme.
Ama unutma ki seni kimsenin izlemeye gücü yetmeyecektir. Dünya kurulduğundan beri de yetmemiştir. Senin hatan en tez üçbeş yıl sonra anlaşılabilir. Senin muhteşem eserinde aynı. Bunu unutmamalısın. Onun için herkesi kırmadan eğitmelisin. Eğitilmeye direnenleri de eğitmek senin işin, aklından çıkarma. Seni eğitmek isteyenleri de eğitmek bazen sana düşebilir, şaşırma.
Maaşınla işinin yükünü kıyaslayacaksan…
Büyüklerin seni alkışlamıyor diye küseceksen…
Emeğinin karşılığını hemen almayı planlıyorsan…
Çalışmadan yorulmadan senden çok maaş alanlar aklından çıkmıyorsa…
Büyüklerinin senden eğitimsiz olduğunu takıntı yapıyorsan…
Bizim gibi yaşlı eğitimcileri de eğitmeyi göze alamıyorsan…
Ayağını öpeyim hocam…
Kurbanın olayım üstadım…
Aşkın karşılıksız olduğunu sen öğretmedin mi bize…
Şimdi kimlere küseceksin…
Bizi kimlere emanet edip gitmeyi düşünüyorsun?..
Ne olur bizi zayii etme…


Okunma Sayısı : 239