» ANADOLUMUZU BİRİLERİ YEMEDEN…
Dil, milleti millet yapan unsurlardan biridir ve tarih şahittir ki; dilini koruyamayan milletler heba olmuşlardır. Bu nedenle değerli bilim adamlarımız dilimizi korumanın çok önemli olduğunu her fırsatta ilan etmişlerdir. Dinletememişler ayrı mesele.
“Matematik yapısı olan Türkçe, bilime en uygun dildir. Bilim dili matematiktir. İngilizce 200 yıllık 5 dilin kırması pop top dilidir. Kelime türetme yeteneği hiç olmayan holigan, esrarkeş dili. Bir terim yaratmak için her kelimenin baş harflerini alıp yeni bin kelime yapıyorlar. Bir harfi bazen “e” bazen “a” okunuyor, kuralı yok. Çocuklara her kelime onun için ezberletiliyor kalıp gibi.
Konuşulan dillerden dünyaya ortak bir dil olacaksa kesinlikle Türkçedir.
Sizlere çok kısa olarak Milli Eğitim tanımlayacağım Türkiye’de. Milli eğitim ne millidir ne de eğitim. Milli eğitimin söylenmeyen ama çok kesin amacı nedir? Herkes 250 kelimelik Tarzanca öğrensin, onun dışında hiçbir meslek öğrenmesin. Bütün sömürgelerde aynı işler yapılmıştır. Yabancı dille eğitimle adam olunur, çağdaşlaşılır sanmayın. Önce Türkçeyi götürürler. Ardından tarımını, sanayini, fabrikalarını topraklarını alırlar.
Şu yabancı dil hazırlık sınıfını anlamış değilim. Çocuk tam matematiğe, fiziğe merak salmış. Bir sene İngilizce eğitimine alıyorsun. Hazırlık sınıfı yabancı çocuklarına uygulanan uyum programıdır. Ama biz bizim çocuklarımıza uygular olmuşuz. Doçent olacaksın İngilizce şart. Bilim İngilizceden mi ibaret? Çocuk kaymakam olacak İngiltere’de dil eğitim almak zorunda. Kaymakam ülkesine dönüp kendi vatandaşlarıyla İngilizce mi anlaşacak Allah aşkına? Öğrenilmesi gereken İngilizce terimler bellidir ve kısa sürede öğrenilebilir. Yabancı dille eğitimin milletin adını tarihten silmek için yapılan son darbe olarak anaokullarına kadar indirilmesi kararıdır.
Batı hâlâ Osmanlıyı çeşitli dini, dili ırkı farklı milletleri barış içinde 700 sene nasıl bir ardada tutabildi diye araştırıyor. Dünyada, sömürge olmadığı halde eğitim dilini ana dili dışında uygulatan Türkiye dışında bir ülke bulamazsınız” (Oktay SİNANOĞLU:1953 yılında Ankara TED kolejini birincilikle bitirmiş. TED tarafından Kimya eğitim almak üzere Amerika’ya gönderilmiş ve1956 yılında yine birincilikle Kimya mühendisi olmuş.1957 yılında birincilikle Kimya Yüksek Mühendisi olmuş. Dünyanın en değer verdiği bilim ödüllerinin hepsinin sahibidir. Nobel bilim ödülüne aday gösterilmiş ama kimlik bilgilerini zamanında vermeyi unuttuğu için bu ödülü alamamış. Sedat SİMAVİ, Uğur Mumcu, TÜBİTAK gibi yerli birçok ödülün de sahibidir. Yıldız Teknik Üniversitesinden yaş haddinden emekli olmuştur. )
Eskiler “kamusa (Sözlük demektir) uzanan el namusa uzanmış demektir.” derlerdi.
Uzun uzadıya ekleme yapmaya gerek var mı? Veya Ülke ahvalini izlerken korkmadan izleyebileniniz var mı? Satışlarımız, Vakıflarımız, Misyonerlerimiz, Ayasofya ile ilgili çalışmalar, Dilimizin yozlaşması… Daha neler neler…
Buna bir de Örgütlerin destekçilerinin müttefiklerimizin olmasını ekler ve komşularımızla ve içimizdeki kavgalarımızı da dahil edersek..
Öğretmenim, konuşacak sınıfların elinden alındığı zaman mı fark edeceksin. Ya da öğrencilerinin cepheden dönmesini mi bekleyeceksin. Bizim başka yurdumuz yok. İkinci vatandaşlığımız da yok. Diri veya ölü bu topraklarda kalacağız. Ben diri olmayı tercih ederim.
Saygılarımla…
Okunma Sayısı : 130